İsmet Berkan  29/08/2003

Psikolojik savaş, askerlikte çok önemli bir kavram. Bunu anlayabiliyorum. Savaşıyorsunuz ya da caydırıcılık sağlamaya çalışıyorsunuz, o zaman psikolojik savaşa da başvurmalısınız. Düşmanı yanıltmak, düşmanı korkutmak için böyle şeyler yapılıyor.
Peki ortada bir savaş falan yokken de psikolojik harekât yürütülmeli mi? Bu savaşı yöneticileri ve çalışanları asker olmasına rağmen kâğıt üstünde orduya değil Başbakanlığa bağlı 'sivil' bir ofis olan bir kurum mu yürütmeli? Ve bu savaştaki 'düşman' o devletin kendi milleti mi olmalı?
Radikal'in ortaya çıkarttığı Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği gizli yönetmeliği, genel sekretere gerektiğinde 'Türk toplumu'na karşı kullanılmak üzere psikolojik savaş planlarının hazırlamasını ve el altında tutmasını emrediyor.
MGK ciddi bir kurum olduğuna, bu kuruma genel sekreterlik yapmış hepsi de orgeneral rütbeli subaylar ciddi ve işini iyi yapan insanlar olduğuna göre bu psikolojik harekât planlarının hazırlanması işinin ihmal edildiğini, savsaklandığını düşünmek çok yanlış olur.
MGK'da, genel sekretere bağlı çalışan Toplumla İlişkiler Başkanlığı'nca hazırlanan bu planları Türk halkının bilmeye hakkı var bence. Bir de tabii geçmişte yürütülmüş harekâtları da bilmek isteyecektir vatandaşlar.
* * *
Hayatım boyunca komplo teorilerine inanan, onlara prim veren bir insan olmadım. Hatta çoğu zaman bu köşede o teorilerle alay ettim. Ama şimdi bir soru soracağım, hem de hayli sert bir soru. İlk bakışta okuyana komplo teorisi gibi gelecek, hatta bu konuda komplo teorilerinin olduğunu zaten biliyorum, ama sorunun bir mantığı da var:
Acaba Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı ve hatta Necip Hablemitoğlu cinayetleri de birer 'psikolojik harekât' mıydı?
Hemen kaşınızı kaldırıp sinirlenmeyin. Aynen Amerika'da her taşın altında CIA parmağı aranması gibi, bizde de eğer devletin halkına karşı
'psikolojik harekât' planlayan birimleri varsa, bu sorular da sorulur.
 

   Perihan Mağden 30/08/2003

Beni mutlu eden şeyi buldum: Evimin tip top temiz olması.
Öyle yarım yamalak değil: Tamamen.
Sanem Temizliği'ne uğraması evimin. O parlatırken evi, benim de bir aşağı bir yukarı koşarak, haftalardır yapılmadık işleri yapmam.
Bugün buzdolabının üstünde duran muhtelif mevzulardaki mıknatısları BİLE yıkadım ve çok mesudum, çok mesudum.
Türkiye için de mesudum, çok mesudum.
Türkiye'nin de yıllardır, on yıllardır maruz kalmadığı bir temizliğe uğraması olasılığı belirdi.
Belirdi, hakikaten.
Öncelikle Radikal'de yayımlanan -benim gazetem! benim gazetem!- Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nin TOP SECRET yönetmeliği.
Top secret/mop secret (bugün de tip top hop günümüzdeyiz). Dalgacı Tahir üslubuma aldanmayın rica ederim:Resmen bir 'Geri Zekâlı Türk Milletine Karşı Yüce Devletimizi Koruma Kılavuzu'. MGK Genel Sekreteri'nin giderayak yaptığı 'Adeta işlevsizleştiriliyoruz 7. uyum paketiyle' konuşmasının baklasını çıkarıyorsunuz yani bu yönetmeliği değerlendirdikçe.
Her şey onlardan sorulsun istiyorlar. HER ŞEY.
Tüm o psikolojik savaşlar filan: Türk milletine duyulan ağır bir güvensizlik hali.
Sanki devşirmelerden oluşan (Mars'tan Venüs'ten filan 'devşirilmiş' üstün uyanık varlıklar ONLAR) bir ORDU ve ittirip kakmaları, kendi kendilerinden korumaları elzem bir MİLLET.
Konu üstüne İsmet Berkan ve Murat Yetkin şahane yazılar kaleme aldılar. Ama bence asıl bizi gönendiren Ankara İstihbarat Şefimiz Deniz Zeyrek'tir; zira o geçirdi bu çılgınca gizlenmekte olan 'Big Brother is Watching U' yönetmeliğini ele.
Helal olsun! Temiz iş çıkardı yani. Gözümüze dayayıverdi konserve açacağını.
Böyle bir MGK Yönetmeliği'ni bunca yıldır, bunca acıklı yıldır sorgu sual etmeden idame ettiren Türkiye Demokrasisi'ne ben diyeyim katır (hybrid) demokrasi, siz deyin 40 satır.
Bu arada mutluluk öyle sek içilen bir içki değil; yanında peynir de gider, tarama da. (Buyrun buyrun.)
Vatan gazetesi de, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil üstüne öylesine harikulade ihale yolsuzluğu ve rüşvet hikâyeleri patlatmaya başladı ki -bu kadar olur.
Kızının ve emir subayının kardeşinin ordan ve burdan para çarpabilmesi için, tüm forsunu kullanan bir Deniz Kuvvetleri Komutanı düşünün!
Türk milletinin ennnn güvendiği kurumun en tepelerinde bir oramiral!
'Türk milletinin ennnn güvendiği kurum' teranesi de baygınlık mevzuudur, on yılların iyice eskittiği.
Devşirme sorular, yönlendirmeli seçenekler.
İstatistik, mahir ellerde, istediğin gibi şekillendirebileceğin bir kil topağına benzer ayrıyetten.
Hadi bırakalım benim arzuedilencevaplarıverdirtmetekniklerine güvensizliğimi -sözüm ona- istatistiki araştır(ma)maların; her nevi, ama HERRR NEVİ ilişkide güven karşılıklı ihsas edilen, sonra da hissedilen bir duygudur.
Sen milletine bunca güvenmeyeceksin; bunca ebleh yerine, çocuk yerine, güdülesi koyun sürüleri yerine koyacaksın milletini (Bknz: Ne Gizli Bir Yönet-melik) milletinse ha bire sana güvenecek, sana tapınacak, sana inanacak. Yok ya.
Demokrasilerde, 'demokrasi' kelimesinin tanımına uyan demokrasilerde, hiçbir kurum -ama HİÇBİR- milletin iradesinin üstünde konuşlandırılamaz, milletin denetiminden âri tutulamaz; öyle bir her şeyin TEPESİNDE.
Avrupa Birliği'ne bunun için EVET!
Demokratikleşmek zorunda kalmamız için.
Kendimize has körlüğümüzle yaptığımız fil tarifi yerine, kataraktlarımızı aldırıp 'fil' nedir/ne değildir/ona göre şudur/ budur diye görerek kendi gözlerimizle; en nihayet, doğru dürüst bir FİL tarifi yapabilmemiz için. Hakiki bir fil tarifi. İzafiden ziyade.
'Fil kuştan büyük, Titanic'ten küçüktür; benim filim özeldir, senin filden anladığın beni bağlamaz, benim 4 yanım düşmanla çevrili (ve esasında gözlerim bağlı iken) yaptığım fil tarifim budur'u -yiyecek hali kalmadı kimselerin.
Ne içerde, ne dışarda.
Onun için Kıbrıs Kalesi'nde direnenleri, orduyu en geç 29 Ekim'de işş başına çağıranları, biz AB'ye değil, AB'nin bazı direttiği koşullarına karşıyız diyenleri, hakiki demokrasiye giden yollarımızı umacı gibi yıllardır muhtelif 'psikolojik oyunlarla' bizleri korkuta korkuta tıkayanları.
Tanıyoruz tabii ki. Eşek miyiz?
Uluğ yönetmelikler bizi onlarca yıldır eşşek yerine koysa da

 

MGK Genel Sekreterliği’nin gizli yönetmeliği tartışma başlattı

 Genelkurmay Başkanlığı dışındaki bütün kurumlarla ast–üst ilişkisi kuran MGK Genel Sekreterliği’nin gizli yönetmeliği, kamuoyunda büyük yankı buldu. Genel Sekreterlik, TRT’den devletin bütçesine kadar birçok alana müdahale etmiş.

Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nin toplumu psikolojik harekat yoluyla yönlendirdiğine ilişkin yetkileri gündemi sarstı. Radikal gazetesinin iki gündür verdiği haberlere göre MGK Genel Sekreterliği’nin yürüttüğü psikolojik harekatta TRT ve Anadolu Ajansı’nın yanı sıra birçok özel kurum önemli rol oynamış. Gizli tutulan bir yönetmelikle hükümetin ve Meclis’in inisiyatifinde olan bütçeye de müdahale edilmiş. Sekreterliğin, Toplumla İlişkiler Başkanlığı adı altındaki birimi, seçim dönemlerinde anket yaptırarak siyasete yön vermeye çalışmış. İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’e ‘barajı aştık geliyoruz’ umudu verilmiş. 7. Uyum Paketi ile etkinliği azaltılan MGK Genel Sekreterliği’nin gizli yönetmeliği 20 yıl sonra ortaya çıkarıldı. Emekli Org. Tuncer Kılınç’ın veda konuşmasında ‘etkisizleştiriliyor’ şikayetinde bulunduğu Genel Sekreterlik bütçesi, personel yapısı ve tanınan yasal çerçeve ile hükümetler üstü bir bakanlar kurulu gibi çalışmış. Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, gizli yönetmelikle ilgili olarak “Sadece darbeciler bu çapta bir toplum mühendisliği projesine kalkışırlar. Şaşırtıcı olan, bu yönetmeliğin değiştirilmesi ihtiyacının yazıldıktan 20 yıl sonra ancak ortaya çıkması. Arada iktidara gelen ‘sivil’ siyasetçilerin hiçbirinin aklına bu arı kovanına çomak sokmak gelmemiş.” yorumunu yaptı. Berkan, ‘cevabını asla alamayacağını bildiği bazı soruları olduğunu’ ifade ederek, “Dün Radikal’in internetteki web sitesinin başına gelenlerden sonra iyice tehlikeli hale gelen sorular...” dedi.

Başbakanlık eski Başmüşaviri Hasan Celal Güzel’e göre MGK Genel Sekreterliği ‘sivil yönetimlerin hareket alanını daraltmak için askeri cunta tarafından kuruluyor.’ Anayasanın 118. maddesine göre 9 Kasım 1983 gün ve 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu’nun kurumu ‘devlet içinde devlet’ konumuna getiriyor. Kağıt üzerinde Başbakanlık’a bağlı olmasına rağmen kurum resmi olarak Genelkurmay Başkanlığı’na hesap veriyor.

Gizli yönetmeliğe göre MGK Genel Sekreterliği; ‘devlet çapında her türlü psikolojik harekât ihtiyacını saptamak, istihbarat organları ile koordinasyonda bulunmak, kararları uygulayacak bakanlıkların, Başbakanlık direktiflerini hazırlamak’tan sorumlu teşkilat olarak dikkat çekiyor. Yönetmeliğin 23. maddesisinin h fıkrası, öncelikle TRT’nin ve ismi zikredilmese de Türkiye’deki en büyük haber üreticisi olan Anadolu Ajansı’nın (AA) da MGK’nın ilgi alanında olduğunu gösteriyor. MGK Genel Sekreterliği’ne bu konuda verilen görev ve yetki şöyle tanımlanıyor: “TRT ve diğer kamu yayın organlarına, kendi görevi içerisine giren hususlarda Genel Sekreter’in tasvibi ile gerekli yardımı sağlar.”

Bir dönemin kilit ismi Hasan Celal Güzel “MGK Genel Sekreterliği anayasaya aykırıdır ve görev tanımlaması anayasal sınırları aşmaktadır. 28 Şubat sürecinde de bu görülmüştür.” diyor. MGK Genel Sekreterliği bünyesinde faaliyet gösteren Toplumla İlişkiler Başkanlığı (TİB)’in 28 Şubat sürecinde illegal Batı Çalışma Grubu (BÇG) ile faaliyet göstermesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Hasan Celal Güzel, “Bir değerlendirme kuruluşu olarak faaliyet göstermesi gereken Genel Sekreterlik yasal çerçevesi yeniden belirlenerek hizmet verirse Türkiye’nin sorunlarına çözüm getirebilir.” değerlendirmesini yapıyor.

İstanbul, Zaman